GRC GRUP / Gelişmiş Rasyonel Çözümler bilgi@grc.com.tr
← Bilgi Merkezi Liderlik & İK

Yatay Liderlik

Kısaca

Yatay liderlik, kurumlarda liderliğin yalnızca hiyerarşik unvanlara bağlı kalmadan uzmanlık, iş birliği, karşılıklı güven ve ortak sorumluluk temelinde gelişmesini sağlayan bir yönetim yaklaşımıdır. Çalışanların karar süreçlerine katkıda bulunmasını, ekipler arasında bilgi paylaşımını ve ortak hedeflere odaklanmayı destekler. Doğru uygulandığında kurumların değişime uyumunu, çalışan katılımını ve organizasyonel verimliliğini güçlendirebilir.

Geleneksel organizasyon yapılarında liderlik, çoğunlukla belirli yönetim kademelerinde bulunan kişilerin yetki ve sorumluluklarıyla ilişkilendirilir. Kararlar üst yönetim tarafından alınır, görevler hiyerarşik yapı içerisinde dağıtılır ve çalışanlardan belirlenen hedefleri gerçekleştirmeleri beklenir.

Ancak kurumların faaliyet alanlarının çeşitlenmesi, uzmanlık gerektiren işlerin artması ve farklı departmanlar arasındaki iş birliği ihtiyacı, liderlik anlayışının yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Bir kurumda her konuda en fazla bilgiye sahip kişinin mutlaka en üst yönetici olması beklenemez. Özellikle teknik uzmanlık, müşteri deneyimi, proje yönetimi ve yenilik geliştirme gibi alanlarda çalışanlar, yöneticilerinden daha ayrıntılı bilgiye sahip olabilir.

Bu noktada yatay liderlik, liderliği yalnızca makam ve unvanla ilişkilendirmek yerine bilgi, uzmanlık, etki ve ortak sorumluluk üzerinden değerlendiren bir yaklaşım olarak öne çıkar.

Yatay liderliğin temel düşüncesi, kurum içerisindeki farklı kişilerin sahip oldukları yetkinliklerle belirli süreçlerde yön gösterici roller üstlenebilmesidir.

Bu yaklaşım yöneticilerin gereksiz olduğu veya bütün çalışanların aynı yetkiye sahip olması gerektiği anlamına gelmez. Amaç, kurumsal sorumlulukları korurken çalışanların bilgi ve deneyimlerinden daha etkili biçimde yararlanmaktır.

Yatay Liderlik Nedir?

Yatay liderlik, çalışanların yalnızca resmî yönetim konumlarına bağlı olmadan uzmanlıkları, deneyimleri ve iletişim becerileri aracılığıyla ekipleri veya çalışma süreçlerini etkileyebildiği liderlik yaklaşımıdır.

Bu modelde liderlik belirli durumlarda farklı kişiler tarafından üstlenilebilir.

Örneğin bir yazılım projesinde teknik mimariye ilişkin kararlarda deneyimli bir yazılım uzmanı yönlendirici rol oynarken, müşteri ihtiyaçlarının değerlendirilmesinde müşteri ilişkileri ekibinin uzmanlığı ön plana çıkabilir.

Benzer şekilde bir üretim işletmesinde süreç iyileştirme çalışmasını doğrudan üretim hattında görev yapan deneyimli bir çalışan yönlendirebilir.

Burada liderliğin kaynağı yalnızca hiyerarşik yetki değil, ilgili konuda sahip olunan bilgi, güvenilirlik ve diğer çalışanları ortak hedefler doğrultusunda harekete geçirebilme yeteneğidir.

Yatay liderlik kavramı, yönetim literatüründeki paylaşılan liderlik, dağıtılmış liderlik ve yatay koordinasyon yaklaşımlarıyla ilişkilidir. Ancak bu kavramlar tamamen aynı anlama gelmez.

Paylaşılan liderlik ekip üyelerinin birbirlerini karşılıklı olarak etkilemesini, dağıtılmış liderlik liderlik işlevlerinin farklı kişi ve rollere yayılmasını, yatay koordinasyon ise aynı veya farklı birimlerdeki kişilerin hiyerarşik emir zincirine sürekli başvurmadan birlikte çalışmasını vurgular.

Yatay liderlik, bu yaklaşımların ortak özelliklerinden yararlanarak uzmanlığa dayalı etkiyi ve kurum içi iş birliğini ön plana çıkarır.

Yatay Liderlik ile Dikey Liderlik Arasındaki Fark

Dikey liderlik, yönetim yetkisinin belirli hiyerarşik kademelerde toplandığı liderlik yaklaşımını ifade eder.

Bu yapıda karar alma, görev dağılımı ve denetim süreçleri genellikle yönetici ile çalışan arasındaki resmî yetki ilişkisi üzerinden yürütülür.

Yatay liderlikte ise çalışanların uzmanlıklarından yararlanılması, karşılıklı etkileşim ve ortak karar süreçleri daha belirgin hâle gelir.

İki yaklaşım arasındaki temel farklılıklar şu şekilde değerlendirilebilir:

Değerlendirme alanı Dikey liderlik Yatay liderlik
Liderliğin kaynağı Resmî yetki ve yönetim konumu Uzmanlık, güven ve etki
Karar süreçleri Yönetim kademeleri ağırlıklıdır İlgili uzmanların katılımı desteklenir
İletişim Hiyerarşik bilgi akışı ön plandadır Karşılıklı ve birimler arası iletişim önemlidir
Sorumluluk Yönetim rolleri üzerinden tanımlanır Göreve göre liderlik katkısı paylaşılabilir
Ekip ilişkileri Yönetici ve çalışan rolleri belirgindir İş birliği ve karşılıklı etkileşim güçlendirilir
Uygunluk Merkezi kontrol ve açık komuta gerektiren durumlar Uzmanlık ve koordinasyon gerektiren çalışmalar

Bu karşılaştırma, dikey liderliğin her durumda yetersiz veya yatay liderliğin her koşulda üstün olduğu anlamına gelmez.

Özellikle yüksek riskli faaliyetlerde, acil durumlarda ve yasal sorumlulukların açık biçimde tanımlanması gereken süreçlerde belirli bir karar ve yetki hiyerarşisi gerekli olabilir.

Buna karşılık farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasını gerektiren projelerde yatay liderlik uygulamaları önemli avantajlar sağlayabilir.

Yatay Liderliğin Temel İlkeleri

Yatay liderlik yalnızca organizasyon şemasının değiştirilmesiyle uygulanabilecek bir model değildir.

Bu yaklaşımın etkili olabilmesi için kurum içerisinde belirli yönetim ve iletişim ilkelerinin benimsenmesi gerekir.

Uzmanlığa Saygı

Yatay liderliğin temelinde, bilgi ve uzmanlığın kurumsal karar süreçlerinde dikkate alınması bulunur.

Çalışanların yetkinlikleri yalnızca görev tanımlarıyla sınırlandırılmamalı, ilgili oldukları konularda görüş ve önerilerinden yararlanılmalıdır.

Ancak uzmanlığa saygı, her uzman görüşünün sorgulanmadan kabul edilmesi anlamına gelmez. Farklı değerlendirmeler kanıtlar, deneyimler ve kurumsal hedefler doğrultusunda ele alınmalıdır.

Karşılıklı Güven

Yatay liderlikte kişiler arasındaki güven önemli bir rol oynar.

Ekip üyelerinin birbirlerinin bilgi ve sorumluluklarına güvenmesi, kararların ve görevlerin paylaşılmasını kolaylaştırabilir.

Bununla birlikte güven yalnızca iyi ilişkiler kurulmasıyla oluşmaz. Verilen sözlerin tutulması, sorumlulukların yerine getirilmesi ve iletişimde dürüst davranılması gerekir.

Açık İletişim

Yatay liderliğin uygulanabilmesi için çalışanların görüşlerini ifade edebilecekleri iletişim ortamlarının bulunması önemlidir.

Farklı fikirlerin dile getirilebilmesi, sorunların erken fark edilmesine ve çözüm alternatiflerinin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Ancak açık iletişim, bütün tartışmaların sınırsız biçimde devam etmesi anlamına gelmez. Karar süreçlerinin ne zaman tamamlanacağı ve nihai sorumluluğun kimde olduğu açıkça belirlenmelidir.

Ortak Hedefler

Farklı kişilerin liderlik katkısı sunabilmesi için çalışmaların ortak hedefler doğrultusunda yürütülmesi gerekir.

Departmanların yalnızca kendi başarı ölçütlerine odaklanması, kurum genelindeki koordinasyonu zorlaştırabilir.

Bu nedenle ortak hedeflerin açık biçimde tanımlanması ve birimlerin katkılarının birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Yatay Liderlik Kurumlara Ne Kazandırır?

Yatay liderlik yaklaşımı, uygun koşullarda işletmelerin organizasyonel kapasitesini geliştirmesine yardımcı olabilir.

Öncelikle çalışanların sahip oldukları bilgi ve deneyimlerin daha fazla kullanılmasını sağlayabilir.

Özellikle karmaşık sorunların çözümünde farklı uzmanlık alanlarından yararlanılması, tek bir bakış açısına bağlı kalınmasını önleyebilir.

Ayrıca çalışanların karar ve geliştirme süreçlerine katılması, yaptıkları iş üzerindeki sorumluluk duygusunu destekleyebilir.

Yatay liderliğin sağlayabileceği katkılar arasında bilgi paylaşımı, farklı departmanlar arasında koordinasyon, yenilik geliştirme ve değişen koşullara uyum sağlama kapasitesi bulunmaktadır.

Ancak bu katkıların her kurumda aynı düzeyde ortaya çıkacağı varsayılmamalıdır.

Organizasyonun büyüklüğü, yönetim kültürü, çalışanların yetkinlikleri ve iş süreçlerinin özellikleri, yatay liderlik uygulamalarının sonuçlarını etkileyebilir.

Yatay Liderlik ve Çalışan Katılımı

Çalışan katılımı, yatay liderlik yaklaşımının önemli unsurlarından biridir.

Geleneksel yönetim anlayışında çalışanların rolü çoğu zaman kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle sınırlı kalabilir.

Yatay liderlikte ise çalışanların sorunları belirleme, çözüm önerileri geliştirme ve ilgili karar süreçlerine katkı sunma olanakları artırılmaya çalışılır.

Örneğin müşteri hizmetleri bölümünde görev yapan çalışanlar, müşterilerin karşılaştığı sorunları yöneticilerden daha erken fark edebilir.

Bu çalışanların deneyimlerinden yararlanılması, hizmet süreçlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir.

Benzer biçimde üretim hattındaki çalışanların iş güvenliği veya verimlilikle ilgili önerileri, operasyonel iyileştirmelerde önemli rol oynayabilir.

Ancak çalışan katılımının yalnızca görüş istemekten ibaret olmaması gerekir.

Görüşlerin nasıl değerlendirileceği, hangi önerilerin uygulanabileceği ve kararların hangi gerekçelerle alındığı konusunda açık bir yaklaşım benimsenmelidir.

Aksi durumda sürekli görüş talep edilmesine rağmen önerilerin dikkate alınmadığı bir ortam, çalışanlarda hayal kırıklığına neden olabilir.

Yatay Liderlikte Yöneticinin Rolü

Yatay liderlik, yöneticilerin önemini ortadan kaldıran bir yaklaşım değildir. Aksine yöneticilerin liderlik becerilerinin farklı alanlarda gelişmesini gerektirebilir.

Bu modelde yöneticinin görevi yalnızca talimat vermek ve çalışmaları denetlemekle sınırlı kalmaz.

Ekiplerin ihtiyaç duyduğu kaynakları sağlamak, farklı uzmanlık alanları arasında koordinasyon oluşturmak, karar süreçlerini kolaylaştırmak ve ortaya çıkan anlaşmazlıkları çözmek de önem kazanır.

Yönetici, bütün cevaplara sahip olması gereken kişi olarak değil, doğru bilgilerin değerlendirilmesini ve uygun kararların alınmasını sağlayan kişi olarak konumlanabilir.

Örneğin teknik bir konuda yeterli uzmanlığa sahip olmayan bir yöneticinin, ilgili uzmanların değerlendirmelerini dikkate alması yönetim yetkisinin zayıflaması anlamına gelmez.

Tam tersine, kararın bilgiye dayalı verilmesini destekleyebilir.

Yatay liderlikte güçlü yönetici, her konuda son sözü söyleyen kişi olmaktan çok, doğru kişilerin doğru konularda katkı sunmasını sağlayabilen kişidir.

Bununla birlikte yöneticinin hesap verebilirlik ve karar sorumluluğunu tamamen devretmesi doğru değildir. Özellikle hukuki ve kurumsal sorumlulukların açık biçimde tanımlanması gerekir.

Yatay Liderlik Nasıl Uygulanır?

Yatay liderlik anlayışının kurum içerisinde geliştirilmesi, yalnızca çalışanlara daha fazla yetki verilmesiyle tamamlanmaz.

Öncelikle mevcut organizasyon yapısının, karar süreçlerinin ve kurum içi iletişim alışkanlıklarının değerlendirilmesi gerekir.

1. Mevcut Yönetim Yapısını Değerlendirin

İlk aşamada kararların nasıl alındığı, hangi süreçlerde gecikmeler yaşandığı ve farklı departmanların nasıl iş birliği yaptığı incelenmelidir.

Özellikle her küçük kararın üst yönetim onayına bağlı olması, bazı işletmelerde iş süreçlerini yavaşlatabilir.

Ancak mevcut yetki sınırlarının neden oluşturulduğu da değerlendirilmelidir. Denetim, güvenlik veya mevzuat gereklilikleri nedeniyle merkezi karar verilmesi gereken alanlar korunmalıdır.

2. Çalışanların Yetkinliklerini Belirleyin

Yatay liderlik uygulamalarında çalışanların bilgi, deneyim ve becerilerinin doğru anlaşılması önemlidir.

Kurum içerisinde hangi konularda uzmanlık bulunduğu ve bu uzmanlıktan hangi süreçlerde yararlanılabileceği belirlenmelidir.

Bu aşamada yalnızca çalışanların unvanlarına değil, gerçek yetkinliklerine ve deneyimlerine de dikkat edilmelidir.

3. Yetki ve Sorumlulukları Açıkça Tanımlayın

Yatay liderliğin önemli risklerinden biri, karar yetkilerinin belirsizleşmesidir.

Bir projede herkesin görüş bildirebilmesi yararlıdır. Ancak nihai kararın kim tarafından alınacağı ve uygulamanın kimin sorumluluğunda olduğu da belirlenmelidir.

Bu nedenle proje liderliği, teknik karar yetkisi, bütçe sorumluluğu ve operasyonel görevler açık biçimde tanımlanmalıdır.

4. Birimler Arası Çalışma Ortamı Oluşturun

Yatay liderlik, farklı departmanların ortak hedefler doğrultusunda çalışmasını destekleyebilir.

Örneğin yeni bir ürün geliştirme sürecinde üretim, pazarlama, satış, kalite ve müşteri ilişkileri ekiplerinin birlikte değerlendirme yapması yararlı olabilir.

Ancak ortak çalışma toplantılarının sayısını artırmak tek başına etkili koordinasyon sağlamaz.

Toplantıların amacı, karar süreçleri ve beklenen çıktıları önceden belirlenmelidir.

5. Uygulamaları Ölçün ve Geliştirin

Yatay liderlik uygulamaları sonrasında karar süreleri, ekipler arası koordinasyon, çalışan katılımı ve iş sonuçları değerlendirilmelidir.

Olumlu sonuçların yanında yetki karmaşası, sorumluluk belirsizliği veya gereksiz toplantı yükü gibi sorunlar da incelenmelidir.

Böylece kurumun ihtiyaçlarına uygun bir liderlik ve koordinasyon modeli geliştirilebilir.

Yatay Liderlik Her İşletme İçin Uygun mudur?

Yatay liderlik, bütün işletmelerde aynı kapsamda uygulanabilecek tek tip bir yönetim modeli değildir.

Organizasyonun faaliyet alanı, risk düzeyi, çalışanların yetkinlikleri ve karar süreçlerinin özellikleri dikkate alınmalıdır.

Özellikle yaratıcı çalışmalar, araştırma ve geliştirme faaliyetleri, yazılım projeleri ve farklı uzmanlıkların birlikte çalışmasını gerektiren hizmetlerde yatay liderlik uygulamaları yararlı olabilir.

Ancak üretim güvenliği, acil müdahale veya sıkı düzenlemelere tabi operasyonlarda açık yetki ve komuta yapılarının korunması gerekebilir.

Bu tür ortamlarda da çalışanların uzmanlıklarından ve önerilerinden yararlanılabilir. Fakat nihai karar sorumluluğunun belirsizleşmesine izin verilmemelidir.

Dolayısıyla yatay liderliğin doğru uygulanması, hiyerarşinin bütünüyle ortadan kaldırılması anlamına gelmez.

Bazı kurumlarda en etkili yaklaşım, dikey yönetimin hesap verebilirlik yapısını korurken yatay liderliğin iş birliği ve uzmanlık odaklı özelliklerinden yararlanmak olabilir.

Yatay Liderlikte Karşılaşılabilecek Sorunlar

Yatay liderlik yaklaşımı önemli fırsatlar sunsa da yanlış uygulandığında bazı organizasyonel sorunlara neden olabilir.

Bunların başında yetki ve sorumluluk karmaşası gelir.

Karar süreçlerinde çok sayıda kişinin söz sahibi olması, nihai karar yetkisinin açıkça tanımlanmadığı durumlarda gecikmelere yol açabilir.

Bir başka sorun, çalışanlar arasındaki uzmanlık ve etki farklılıklarının yeterince yönetilememesidir.

Resmî yönetim yetkisi bulunmayan bazı çalışanların bilgi veya deneyimleri sayesinde ekip içerisinde güçlü bir etkiye sahip olması doğal olabilir. Ancak bu etkinin şeffaf ve kurumsal hedeflerle uyumlu biçimde kullanılması gerekir.

Yatay liderlik uygulamalarında karşılaşılabilecek diğer sorunlar arasında şunlar bulunmaktadır:

  • Kararların alınmasında gereğinden fazla zaman harcanması.

  • Görev ve sorumlulukların belirsizleşmesi.

  • Çalışanlar arasında yetkinlik ve yetki çatışmalarının oluşması.

  • Ortak hedefler yerine departman çıkarlarının ön plana çıkması.

  • Yöneticilerin sorumluluk devrini yeterince desteklememesi.

  • Performansın ve bireysel katkıların adil biçimde değerlendirilememesi.

Bu riskleri azaltmak için karar mekanizmalarının, görev tanımlarının ve performans ölçütlerinin açık biçimde belirlenmesi gerekir.

Yatay Liderlik ile Çevik Yönetim Arasındaki İlişki

Yatay liderlik, çevik yönetim anlayışıyla bazı ortak özellikler taşır.

Çevik çalışma yaklaşımlarında ekiplerin değişen koşullara uyum sağlaması, kısa geri bildirim döngüleriyle ilerlemesi ve iş birliği içerisinde çözüm geliştirmesi önemlidir.

Yatay liderlik ise bu tür çalışma ortamlarında uzmanlığa dayalı kararların ve ekip üyeleri arasındaki karşılıklı etkinin gelişmesini destekleyebilir.

Ancak yatay liderlik ile çevik yönetim aynı kavram değildir.

Bir kurum çevik çalışma yöntemlerini kullanırken belirgin hiyerarşik yetki sınırlarını koruyabilir. Benzer şekilde çevik yöntemler kullanmayan bir işletmede de yatay liderlik davranışları gelişebilir.

Önemli olan belirli bir yönetim modelinin adını benimsemek değil, kurumun ihtiyaçlarına uygun çalışma sistemini oluşturmaktır.

Yatay Liderlik ve Kurum Kültürü

Yatay liderliğin etkili biçimde uygulanabilmesi için kurum kültürünün bu yaklaşımı desteklemesi gerekir.

Çalışanların yalnızca görev tanımları içerisinde hareket etmelerinin beklendiği, farklı görüşlerin kolayca ifade edilemediği veya bütün kararların yönetici onayına bağlı olduğu bir ortamda yatay liderlik gelişimi sınırlı kalabilir.

Buna karşılık uzmanlığa saygı duyulan, çalışanların önerilerinin değerlendirildiği ve ekipler arasında bilgi paylaşımının desteklendiği kurumlarda yatay liderlik için daha uygun koşullar oluşabilir.

Burada psikolojik güvenlik kavramı da önemlidir.

Psikolojik güvenlik, ekip üyelerinin soru sormak, hata bildirmek veya farklı görüş ifade etmek nedeniyle kişiler arası olumsuz sonuçlarla karşılaşacakları korkusunu daha az yaşadıkları çalışma ortamını ifade eder.

Ancak psikolojik güvenlik, hataların veya düşük performansın sorgulanmaması anlamına gelmez.

Amaç, çalışanların hesap verebilirliği korurken sorunları ve farklı düşünceleri açık biçimde ifade edebilmesini sağlamaktır.

Yatay liderlik, yalnızca kararların paylaşılmasıyla değil, çalışanların bilgi ve görüşlerinin gerçekten değer gördüğü bir kurum kültürüyle gelişir.

Yatay Liderlik Performansı Nasıl Değerlendirilir?

Yatay liderliğin başarısını ölçmek için yalnızca çalışanların yönetime katılım düzeyine bakmak yeterli değildir.

Uygulamaların iş süreçlerine, karar kalitesine ve organizasyonel hedeflere nasıl katkı sağladığı da incelenmelidir.

Değerlendirme alanı Örnek gösterge
Karar süreçleri Karar alma süresi ve kararların uygulanma başarısı
Ekip iş birliği Birimler arası koordinasyon ve iş akışı sorunları
Çalışan katılımı Öneri sunma ve geliştirme çalışmalarına katılım
Bilgi paylaşımı Uzmanlık paylaşımı ve ortak çözüm geliştirme
Yenilikçilik Uygulanabilir iyileştirme önerileri ve geliştirilen çözümler
Sorumluluk yönetimi Görevlerin zamanında ve doğru tamamlanması
Çalışan deneyimi Güven, katılım ve rol açıklığına ilişkin değerlendirmeler

Bu göstergeler değerlendirilirken kurumun yatay liderlik uygulamalarından önceki durumu ve çalışma koşulları da dikkate alınmalıdır.

Örneğin karar sürelerinin kısalması olumlu bir gelişme olabilir. Ancak bu değişim kararların kalitesinde düşüşe neden oluyorsa tek başına başarı göstergesi olarak görülmemelidir.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde Yatay Liderlik

Küçük ve orta ölçekli işletmelerde çalışan sayısının görece sınırlı olması, bazı durumlarda daha doğrudan iletişim ve esnek iş birliği olanakları sağlayabilir.

Bu özellik, yatay liderlik uygulamaları açısından avantaj oluşturabilir.

Örneğin küçük bir üretim işletmesinde satış, üretim ve teknik servis ekiplerinin doğrudan iletişim kurabilmesi, müşteri ihtiyaçlarının daha hızlı değerlendirilmesini sağlayabilir.

Ancak küçük işletmelerde kararların büyük ölçüde şirket sahibinde toplanması, çalışanların uzmanlıklarından yeterince yararlanılmasını zorlaştırabilir.

Bu nedenle işletme sahiplerinin her konuda doğrudan karar vermek yerine, uygun alanlarda çalışanların uzmanlıklarına dayalı yetki ve sorumluluklar tanımlaması yararlı olabilir.

Bununla birlikte yetki devrinin kontrolsüz gerçekleştirilmesi de doğru değildir.

İşletmenin mali yapısı, müşteri taahhütleri ve operasyonel riskleri dikkate alınarak karar sınırları belirlenmelidir.

Yatay Liderlikte Asıl Mesele Yetkiyi Kaldırmak Değil, Yetkinliği Kullanabilmektir

Yatay liderlik, modern organizasyonların karşılaştığı uzmanlık, koordinasyon ve değişime uyum ihtiyaçlarına yanıt verebilecek yönetim yaklaşımlarından biridir.

Ancak bu yaklaşımı yalnızca hiyerarşik kademeleri azaltmak veya çalışanların tamamını karar süreçlerine dâhil etmek şeklinde yorumlamak eksik olacaktır.

Her kurumun açık sorumluluklara, karar mekanizmalarına ve hesap verebilirlik ilkelerine ihtiyacı vardır.

Yatay liderliğin temel katkısı, bu yapıyı tamamen ortadan kaldırmak yerine kurum içerisindeki bilgi ve deneyimden daha etkili biçimde yararlanmayı sağlamasıdır.

Başarılı bir uygulamada çalışanlar uzmanlıkları doğrultusunda katkı sunabilir, yöneticiler karar süreçlerini kolaylaştırabilir ve kurum ortak hedefler doğrultusunda daha koordineli hareket edebilir.

Burada liderliğin yalnızca bir makam değil, sorumluluk üstlenme ve başkalarını ortak hedefler doğrultusunda etkileyebilme yeteneği olduğu anlaşılmalıdır.

Bir kurumda herkesin yönetici olması gerekmez. Ancak doğru bilgiye ve yetkinliğe sahip kişilerin gerektiğinde liderlik edebilmesi, kurumun gücünü artırabilir.

Yatay liderlik anlayışının değeri, yöneticilerin yetkilerinin ne kadar azaltıldığıyla değil, kurumun sahip olduğu insan kaynağının bilgi, deneyim ve potansiyelinden ne ölçüde yararlanabildiğiyle değerlendirilmelidir.