GRC GRUP / Gelişmiş Rasyonel Çözümler bilgi@grc.com.tr
← Bilgi Merkezi Marka & Kurumsal İletişim

Kurumsal İtibar

Kısaca

Kurumsal itibar, bir şirketin müşterileri, çalışanları, yatırımcıları, iş ortakları ve toplum nezdinde zaman içerisinde oluşturduğu güven ve saygınlığın bütünüdür. Güçlü bir kurumsal itibar; müşteri ilişkilerinden marka değerine, çalışan bağlılığından rekabet gücüne kadar birçok alanı etkiler. İtibar yönetimi, yalnızca kurumun dışarıdan nasıl göründüğünü değil, gerçekte nasıl davrandığını da kapsayan uzun vadeli bir yönetim sorumluluğudur.

Bir şirketin ticari başarısı, finansal kaynakları, üretim kapasitesi veya pazar payıyla değerlendirilebilir. Ancak kurumun uzun vadeli varlığını sürdürebilmesinde bu göstergelerin yanında önemli bir unsur daha bulunmaktadır: Kurumsal itibar.

Bir işletmenin güvenilir bulunması, verdiği sözleri yerine getirmesi, çalışanlarına karşı adil davranması ve iş ilişkilerinde etik ilkelere bağlı kalması, zaman içerisinde kurum hakkında belirli bir kanaat oluşmasını sağlar.

Bu kanaat yalnızca müşterilerin görüşlerinden oluşmaz. Çalışanlar, tedarikçiler, yatırımcılar, kamu kurumları ve toplumun farklı kesimleri de şirketin itibarı üzerinde etkili olabilir.

Kurumsal itibar, reklamlarla kısa sürede oluşturulabilecek bir görünüm değildir. Kurumun geçmişteki davranışları, mevcut faaliyetleri ve geleceğe yönelik beklentileriyle şekillenen, zaman içerisinde gelişen bir değerdir.

Güçlü bir kurumsal itibarın temelinde şirketin kendisi hakkında söylediklerinden çok, söylediklerini ne ölçüde gerçekleştirdiği bulunur.

Kurumsal İtibar Nedir?

Kurumsal itibar, bir kuruluşun davranışları, performansı, iletişimi ve paydaşlarla ilişkileri sonucunda hakkında oluşan genel değerlendirmedir.

Bu değerlendirme, kurumun güvenilirliği, yönetim anlayışı, ürün ve hizmet kalitesi, etik yaklaşımı, toplumsal sorumlulukları ve gelecekteki performansına ilişkin beklentileri içerebilir.

Kurumsal itibarın önemli özelliklerinden biri, yalnızca şirketin kendi kontrolündeki iletişim faaliyetleriyle belirlenmemesidir.

Bir işletme kendisini yenilikçi, güvenilir veya müşteri odaklı olarak tanıtabilir. Ancak çalışanlar, müşteriler veya iş ortakları farklı deneyimler yaşıyorsa kurumun hedeflediği algı ile gerçek itibarı arasında önemli farklılıklar ortaya çıkabilir.

Bu nedenle kurumsal itibar, şirketin kendisi hakkında oluşturmak istediği mesajlardan daha geniş bir kavramdır.

İtibarın değerlendirilmesinde kurumun farklı paydaşlar tarafından nasıl algılandığı ve bu algıların hangi deneyimlerden kaynaklandığı dikkate alınmalıdır.

Kurumsal İtibar, Kurumsal Kimlik ve Marka İmajı Arasındaki Fark

Kurumsal itibar, kurumsal kimlik ve marka imajı birbirleriyle ilişkili olmalarına rağmen aynı anlama gelmez.

Kurumsal kimlik, şirketin kendisini nasıl tanımladığını ve nasıl temsil ettiğini ifade eder. Kurumun değerleri, iletişim yaklaşımı, görsel kimliği ve davranış standartları bu yapının parçalarıdır.

Marka imajı, insanların kurum veya marka hakkında oluşturduğu çağrışımları ve mevcut algıları kapsar.

Kurumsal itibar ise şirketin zaman içerisindeki faaliyetleri, performansı ve davranışları sonucunda oluşan daha kapsamlı değerlendirmedir.

Örneğin bir şirketin profesyonel bir logosu, güçlü bir web sitesi ve etkili reklam kampanyaları bulunabilir. Bu özellikler olumlu bir ilk izlenim oluşturabilir.

Ancak şirketin müşterilerine verdiği taahhütleri yerine getirmemesi veya çalışanlarına karşı olumsuz uygulamalar benimsemesi, zaman içerisinde itibarını zayıflatabilir.

Buna karşılık reklam faaliyetleri sınırlı olan bir işletme, uzun yıllar boyunca sürdürdüğü güvenilir ticari ilişkiler sayesinde güçlü bir itibara sahip olabilir.

Bu nedenle kurumsal itibar yönetimi, yalnızca tanıtım faaliyetleri üzerinden değerlendirilmemelidir.

Kurumsal İtibarı Oluşturan Temel Unsurlar

Kurumsal itibar, birbirini etkileyen birçok faktörün sonucunda oluşur. Bu faktörlerin önemi, işletmenin faaliyet gösterdiği sektöre ve paydaşlarının beklentilerine göre değişebilir.

Güvenilirlik ve Tutarlılık

Güvenilirlik, kurumsal itibarın temel unsurlarından biridir.

Bir şirketin müşterilerine sunduğu vaatleri yerine getirmesi, iş ortaklarıyla yaptığı anlaşmalara bağlı kalması ve faaliyetlerinde tutarlı davranması, güven ilişkilerinin gelişmesini destekler.

Özellikle uzun vadeli iş ilişkilerinde güven, fiyat ve teknik yeterlilik kadar önemli bir değerlendirme unsuru olabilir.

Ancak güven, yalnızca sorunsuz dönemlerde gösterilen performansla oluşmaz. Beklenmeyen sorunlar karşısında şirketin nasıl davrandığı da güvenilirliğini etkiler.

Hataların kabul edilmesi, doğru bilgilendirme yapılması ve sorunların çözümü için sorumluluk üstlenilmesi, güvenin korunmasında önemlidir.

Ürün ve Hizmet Kalitesi

Şirketlerin sunduğu ürün veya hizmetlerin kalitesi, kurumsal itibar üzerinde doğrudan etkili olabilir.

Müşterilerin beklentilerinin karşılanması, teknik standartlara uyulması ve hizmet sürekliliğinin sağlanması, olumlu deneyimlerin oluşmasına katkıda bulunur.

Bununla birlikte kalite yalnızca ürünün teknik özellikleriyle sınırlı değildir.

Satış öncesi bilgilendirme, teslimat süreçleri, müşteri desteği ve sorun çözme yaklaşımı da müşterilerin şirket hakkında oluşturduğu değerlendirmeleri etkileyebilir.

Sürekli değişen hizmet kalitesi veya yerine getirilmeyen teslimat taahhütleri, kurumun güvenilirliğine zarar verebilir.

Etik Yönetim ve Şeffaflık

Kurumsal itibarın sürdürülebilirliği açısından etik ilkeler önemli bir yere sahiptir.

Dürüst ticari uygulamalar, çıkar çatışmalarının yönetilmesi, çalışan haklarına saygı ve mevzuata uygun faaliyet gösterilmesi, sorumlu yönetim anlayışının parçalarıdır.

Şeffaflık ise ilgili paydaşların ihtiyaç duyduğu bilgilerin doğru, açık ve zamanında paylaşılmasını gerektirir.

Ancak şeffaflık, şirketin bütün ticari bilgilerinin kamuoyuna açıklanması anlamına gelmez. Ticari sırların, kişisel verilerin ve gizli bilgilerin korunması da kurumsal sorumluluğun bir parçasıdır.

Önemli olan, gerekli bilgilerin saklanması gereken durumlarla paydaşların doğru bilgilendirilmesi gereken durumlar arasında uygun bir denge kurulmasıdır.

Çalışan İlişkileri ve Kurum Kültürü

Çalışanlar, kurumsal itibarın oluşmasında önemli bir paydaş grubudur.

Bir şirketin çalışanlarına karşı yaklaşımı, yönetim anlayışı, iş güvenliği uygulamaları ve gelişim fırsatları, kurumun nasıl değerlendirildiğini etkileyebilir.

Çalışanların kurum içerisindeki deneyimleri, dış paydaşlarla kurdukları ilişkilerine de yansıyabilir.

Örneğin çalışanların sorumluluklarını açık biçimde bildiği, yöneticilerin tutarlı davrandığı ve geri bildirimlerin dikkate alındığı bir iş ortamı, kurumsal hizmet kalitesini destekleyebilir.

Buna karşılık sürekli yaşanan yönetim sorunları, adaletsizlik algısı veya çalışan haklarının ihlal edilmesi, kurumun itibarına zarar verebilir.

Kurumsal itibarın güçlü olması için dışarıya verilen mesajlarla kurum içerisindeki gerçek çalışma koşulları arasında tutarlılık bulunmalıdır.

Kurumsal İtibar Şirketlere Ne Kazandırır?

Güçlü bir kurumsal itibar, şirketlerin ticari ve kurumsal hedeflerini farklı biçimlerde destekleyebilir.

Öncelikle müşterilerin satın alma ve iş birliği kararlarında algıladıkları riskin azalmasına katkı sağlayabilir.

Özellikle yüksek maliyetli ürünlerde, uzun vadeli hizmet sözleşmelerinde veya teknik uzmanlık gerektiren işlerde, şirketin geçmiş performansı ve güvenilirliği önemli bir tercih unsuru olabilir.

Olumlu kurumsal itibar, mevcut müşterilerin ilişkilerini sürdürme eğilimini destekleyebilir. Ayrıca potansiyel müşterilerin şirketi değerlendirmeye almasını kolaylaştırabilir.

Çalışanlar açısından da kurumun saygınlığı önem taşıyabilir. Güvenilir ve iyi yönetildiği düşünülen bir işletme, nitelikli çalışanlar için daha cazip bir işveren olarak değerlendirilebilir.

Yatırımcılar ve ticari iş ortakları da kararlarını verirken şirketin finansal performansının yanında yönetim kalitesini, etik uygulamalarını ve karşılaşabileceği itibar risklerini dikkate alabilir.

Ancak olumlu itibarın her koşulda daha yüksek satış veya kârlılık sağlayacağı varsayılmamalıdır. Ticari sonuçlar; fiyatlandırma, maliyetler, rekabet koşulları ve işletme performansı gibi çok sayıda faktöre bağlıdır.

Kurumsal İtibar Yönetimi Nasıl Yapılır?

Kurumsal itibar yönetimi, şirketin farklı paydaşlar tarafından nasıl değerlendirildiğinin anlaşılması ve bu değerlendirmeleri etkileyen kurumsal uygulamaların geliştirilmesi sürecidir.

Bu çalışmanın yalnızca halkla ilişkiler veya iletişim birimlerinin sorumluluğunda görülmesi yeterli değildir.

Üst yönetim, insan kaynakları, satış, müşteri ilişkileri, üretim ve diğer operasyonel birimlerin uygulamaları da kurumsal itibarı etkiler.

Mevcut İtibarın Analiz Edilmesi

İlk aşamada şirketin mevcut itibarının farklı paydaşlar açısından değerlendirilmesi gerekir.

Müşteri memnuniyet araştırmaları, çalışan görüşmeleri, tedarikçi değerlendirmeleri ve kamuya açık geri bildirimler bu süreçte yararlanılabilecek bilgi kaynaklarıdır.

Önemli olan yalnızca olumlu değerlendirmeleri toplamak değil, olumsuz görüşlerin nedenlerini de anlamaya çalışmaktır.

Örneğin müşterilerin şirketi teknik açıdan yetkin bulmasına rağmen iletişim süreçlerinden memnun olmaması, geliştirilmesi gereken belirli bir alanı gösterebilir.

İtibar Hedeflerinin Belirlenmesi

Mevcut durum değerlendirildikten sonra şirketin hangi alanlarda gelişim sağlamayı hedeflediği belirlenmelidir.

Bu hedefler güvenilirlik, müşteri deneyimi, işveren itibarı, yönetim şeffaflığı veya toplumsal sorumluluk gibi farklı konularla ilişkili olabilir.

Ancak hedeflerin yalnızca genel ifadelerden oluşması yeterli değildir.

Örneğin müşteri güvenini artırmak isteyen bir işletme, şikâyetlerin çözüm süresini azaltmayı, hizmet taahhütlerine uyum oranını geliştirmeyi veya müşteri bilgilendirme süreçlerini iyileştirmeyi hedefleyebilir.

Kurumsal Davranışların Geliştirilmesi

İtibar yönetiminin temelinde kurumun faaliyetlerinin ve davranışlarının geliştirilmesi bulunmalıdır.

Şirketin verdiği sözleri yerine getirmesi, müşterilerini doğru bilgilendirmesi, çalışanlarına karşı adil yaklaşması ve iş ilişkilerinde etik standartları koruması bu sürecin önemli parçalarıdır.

İletişim faaliyetleri, gerçekleştirilen gelişmeleri görünür hâle getirebilir. Ancak kurumun gerçek uygulamalarında bulunmayan bir niteliğin yalnızca iletişim yoluyla kalıcı biçimde oluşturulması beklenmemelidir.

Dijital Dünyada Kurumsal İtibar

Dijital iletişim kanalları, şirketler hakkındaki bilgi ve değerlendirmelere erişimi kolaylaştırmıştır.

Potansiyel müşteriler, bir işletmeyle çalışmadan önce arama motorlarında araştırma yapabilir, müşteri yorumlarını inceleyebilir ve şirketin dijital yayınlarını değerlendirebilir.

Bu durum, kurumların çevrim içi itibar yönetimine önem vermesini gerektirir.

Ancak dijital itibar yönetimi yalnızca olumsuz yorumların takip edilmesi veya arama sonuçlarında olumlu içeriklerin görünür kılınması olarak değerlendirilmemelidir.

Kurumsal web sitesindeki bilgilerin doğruluğu, hizmet açıklamalarının açıklığı, müşteri taleplerinin karşılanma biçimi ve dijital kanallardaki iletişim tutarlılığı da önemlidir.

Olumsuz Yorumlara Nasıl Yaklaşılmalı?

İnternet ortamında yayımlanan her olumsuz yorumun kurumsal itibara aynı düzeyde zarar verdiği söylenemez.

İnsanlar yalnızca şikâyetin kendisini değil, şirketin bu şikâyete nasıl karşılık verdiğini de değerlendirebilir.

Bu nedenle olumsuz geri bildirimler karşısında savunmacı veya saldırgan bir dil kullanmak yerine, konunun somut biçimde incelenmesi ve uygun bir yanıt verilmesi gerekir.

Gerçek bir hizmet sorunu bulunuyorsa bunun kabul edilmesi ve çözüm sürecinin açıklanması önemlidir.

Buna karşılık gerçeğe aykırı iddialar söz konusu olduğunda da kurumun sakin, belgelenebilir ve hukuka uygun bir yaklaşım benimsemesi gerekir.

Olumsuz yorumların yalnızca görünürlüğünü azaltmaya çalışmak, sorunun temel nedenini ortadan kaldırmaz.

Kurumsal İtibar Krizi Nedir?

Kurumsal itibar krizi, bir şirketin güvenilirliğini veya saygınlığını ciddi biçimde zedeleyebilecek olayların ortaya çıkmasıdır.

Ürün güvenliği sorunları, veri ihlalleri, etik dışı uygulamalar, çalışan haklarıyla ilgili ciddi problemler veya kamuoyuna yansıyan yönetim hataları, itibar krizlerine neden olabilir.

Bununla birlikte her olumsuz haber veya müşteri şikâyeti kurumsal itibar krizi olarak değerlendirilmemelidir.

Krizin niteliği; olayın ciddiyeti, etkilenen paydaşlar, şirketin sorumluluğu ve ortaya çıkabilecek sonuçlar dikkate alınarak belirlenmelidir.

İtibar Krizlerinde Nasıl Hareket Edilmeli?

İtibar krizlerinde öncelik, şirketin görünümünü korumaktan önce olayın neden olduğu zararın belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması olmalıdır.

Kriz yönetiminde temel aşamalar şunlardır:

  1. Durumun belirlenmesi: Olayın kapsamı, doğruluğu ve etkileri araştırılmalıdır.

  2. Sorumlulukların tanımlanması: Krizin yönetiminde görev alacak kişiler ve karar mekanizmaları belirlenmelidir.

  3. İlgili tarafların bilgilendirilmesi: Doğrulanmış bilgiler, uygun zamanda ve doğru kanallardan paylaşılmalıdır.

  4. Düzeltici adımların atılması: Sorunun giderilmesi ve gerekli telafi mekanizmalarının işletilmesi sağlanmalıdır.

  5. Süreçlerin değerlendirilmesi: Benzer sorunların tekrarını önlemek amacıyla kurumsal uygulamalar geliştirilmelidir.

Belirsizlik bulunan durumlarda doğrulanmamış açıklamalardan kaçınılmalı, ancak bilgi eksikliği gereksiz sessizliğin gerekçesi hâline getirilmemelidir.

Bir itibar krizinde asıl belirleyici olan, şirketin kendisini nasıl savunduğundan çok, sorumluluklarını nasıl yerine getirdiğidir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun İtibar Üzerindeki Etkisi

Kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri, şirketlerin toplumla ilişkilerini güçlendirmesine ve belirli alanlarda fayda oluşturmasına katkı sağlayabilir.

Eğitim, çevre, sağlık, istihdam ve yerel kalkınma alanlarında yürütülen çalışmalar, kurumsal itibar açısından olumlu değerlendirmeleri destekleyebilir.

Ancak sosyal sorumluluk faaliyetleri, şirketin diğer uygulamalarından bağımsız biçimde ele alınmamalıdır.

Örneğin çevrenin korunmasına yönelik çalışmalar yürüten bir işletmenin kendi faaliyetlerindeki çevresel sorunları görmezden gelmesi, toplumsal sorumluluk iddialarının güvenilirliğini zayıflatabilir.

Benzer biçimde toplumsal dayanışma projelerine yüksek bütçeler ayıran bir şirketin çalışan hakları konusunda ciddi sorunlar yaşaması, kurumsal itibarı üzerinde olumsuz etki oluşturabilir.

Bu nedenle sosyal sorumluluk çalışmalarında öncelik, kurumun gerçek faaliyetleriyle uyumlu, ölçülebilir ve toplumsal ihtiyaçlara yanıt veren uygulamalar geliştirmek olmalıdır.

Kurumsal İtibar Nasıl Ölçülür?

Kurumsal itibar, tek bir sayısal göstergeyle bütünüyle açıklanabilecek bir kavram değildir.

Farklı paydaşların şirketi farklı ölçütlere göre değerlendirebilmesi nedeniyle, itibar araştırmalarında birden fazla veri kaynağından yararlanılması gerekir.

Kurumsal itibarın değerlendirilmesinde kullanılabilecek örnek göstergeler şunlardır:

Değerlendirme alanı Örnek ölçüm yöntemi
Müşteri güveni Güven ve memnuniyet araştırmaları
Hizmet kalitesi Müşteri şikâyetleri ve çözüm performansı
Çalışan algısı Çalışan deneyimi ve bağlılık araştırmaları
Kurumsal güvenilirlik Paydaş değerlendirmeleri
Dijital itibar Çevrim içi yorumların ve geri bildirimlerin analizi
Etik yönetim Uyum süreçleri ve etik ihlal bildirimlerinin değerlendirilmesi
Toplumsal etki Sosyal ve çevresel performans göstergeleri

Araştırma sonuçlarının doğru yorumlanabilmesi için örneklem yapısı, kullanılan sorular ve değerlendirme dönemleri dikkate alınmalıdır.

Örneğin yalnızca memnun müşterilerle gerçekleştirilen bir araştırma, şirketin genel müşteri kitlesinin görüşlerini yeterince temsil etmeyebilir.

Aynı şekilde çevrim içi yorumlar önemli bilgiler sunsa da bunların bütün paydaşların değerlendirmelerini yansıttığı varsayılmamalıdır.

İtibar yönetiminde önemli olan yalnızca belirli bir puana ulaşmak değil, zaman içerisindeki değişimleri ve bu değişimlerin nedenlerini anlayabilmektir.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Kurumsal İtibar

Kurumsal itibar yönetimi çoğu zaman büyük şirketlerin faaliyetleriyle ilişkilendirilir. Oysa küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından da önemli bir konudur.

Özellikle belirli bir bölgede veya uzmanlık alanında faaliyet gösteren şirketler için güvenilir ticari ilişkiler, sürdürülebilir müşteri portföyünün oluşmasına katkı sağlayabilir.

Küçük bir işletmenin itibarını geliştirmek için öncelikle yüksek bütçeli tanıtım kampanyalarına yönelmesi gerekli değildir.

Müşteri taleplerine zamanında yanıt verilmesi, verilen sözlerin yerine getirilmesi, açık fiyatlandırma yapılması, ürün ve hizmet kalitesinin korunması ve iş ortaklarıyla adil ilişkiler kurulması önemli başlangıç noktalarıdır.

Ayrıca şirketin dijital ortamdaki kurumsal bilgilerinin güncel tutulması ve müşterilerin ihtiyaç duyduğu açıklamalara kolayca ulaşabilmesi de güvenilirliği destekleyebilir.

İşletmenin büyüklüğü ne olursa olsun, kurumun ticari ilişkilerinde sergilediği tutarlılık uzun vadeli itibarı açısından önem taşır.

Kurumsal İtibar ile Marka Değeri Arasındaki İlişki

Kurumsal itibar ve marka değeri birbirini etkileyebilen, ancak farklı anlamlar taşıyan kavramlardır.

Kurumsal itibar, şirketin paydaşları nezdinde zaman içerisinde oluşan genel değerlendirmesidir.

Marka değeri ise markanın pazarlama açısından oluşturduğu algısal değeri veya finansal açıdan hesaplanan ekonomik değerini ifade edebilir.

Güvenilir ve saygın bir şirketin olumlu itibarı, marka tercihini ve müşteri ilişkilerini destekleyerek marka değerine katkı sağlayabilir.

Ancak kurumsal itibarın olumlu olması, finansal marka değerinin mutlaka yüksek olduğu anlamına gelmez.

Markanın ekonomik değerinin belirlenmesinde pazar koşulları, gelir beklentileri ve markaya atfedilebilecek ekonomik faydalar gibi farklı unsurlar da değerlendirilir.

Bu nedenle kurumsal itibar araştırmaları ile finansal marka değerlemesi çalışmalarının birbirinin yerine kullanılmaması gerekir.

Kurumsal İtibar Yönetiminde Yapılan Hatalar

Kurumsal itibar yönetiminde karşılaşılan önemli sorunlardan biri, itibarın yalnızca iletişim faaliyetleriyle oluşturulabileceğinin düşünülmesidir.

Şirket hakkında olumlu haberler yayımlanması, sosyal medya paylaşımlarının artırılması veya kurumsal tanıtım çalışmalarının geliştirilmesi görünürlüğe katkı sağlayabilir.

Ancak bu çalışmaların kurumun gerçek performansıyla desteklenmemesi, uzun vadeli itibar açısından yeterli değildir.

Bir başka hata, olumsuz değerlendirmelerin tamamını kurum dışındaki faktörlere bağlamaktır.

Müşterilerin, çalışanların veya diğer paydaşların dile getirdiği sorunların dikkate alınmaması, şirketin kendi uygulamalarını geliştirme fırsatlarını kaçırmasına neden olabilir.

Kriz ortaya çıkmadan önce herhangi bir hazırlık yapılmaması, çalışanların kurumsal değerlerden haberdar olmaması ve farklı iletişim kanallarında çelişkili açıklamalar yapılması da itibar yönetimini zorlaştırabilir.

Bunun yanında kurumsal itibarın yalnızca üst yönetimin kişisel itibarıyla eş tutulması doğru değildir.

Yöneticilerin davranışları ve kamuoyu nezdindeki algıları kurumun itibarını etkileyebilir. Ancak kurumsal itibar; çalışanlardan ürün kalitesine, yönetim standartlarından müşteri ilişkilerine kadar daha geniş bir yapı üzerinden oluşur.

Kurumsal İtibarın Korunması Sürekli Bir Yönetim Sürecidir

Kurumsal itibar, bir defa kazanıldıktan sonra kendiliğinden korunabilen bir değer değildir.

Şirketin faaliyet alanı büyüdükçe, yeni çalışanlar ve iş ortaklarıyla ilişkiler kurulduğunda veya farklı pazarlara girildiğinde yeni beklentiler ve riskler ortaya çıkabilir.

Bu nedenle kurumsal itibar yönetimi, yalnızca dönemsel araştırmalar veya kriz zamanlarında yürütülen iletişim faaliyetleriyle sınırlandırılmamalıdır.

Üst yönetimin etik ilkelere bağlılığı, çalışanların kurumsal sorumlulukları benimsemesi, müşteri deneyiminin geliştirilmesi ve faaliyetlerin düzenli biçimde değerlendirilmesi, itibarın korunmasını destekleyen uygulamalardır.

Şirketlerin kendilerini nasıl tanıttıkları önemlidir. Ancak müşterilerin, çalışanların ve toplumun o şirketle ilgili değerlendirmeleri büyük ölçüde yaşanan deneyimlerden ve gözlemlenen davranışlardan etkilenir.

Bu nedenle güçlü bir kurumsal itibar oluşturmak isteyen işletmelerin, iletişim stratejileri kadar yönetim ve uygulama standartlarına da yatırım yapmaları gerekir.

Kurumsal itibar, bir şirketin kendisi hakkında anlattığı hikâye değil, başkalarının o şirketle yaşadıkları deneyimler sonucunda oluşturduğu kanaattir.

Kalıcı bir itibar için temel hedef, yalnızca iyi görünmek değil, güvenilmeyi hak eden bir kurum olmaktır.